Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Ekonomi Haber Girişi: 08.11.2021 - 21:57, Güncelleme: 08.11.2021 - 22:57

Türk gıda ihracatçısı sürdürülebilir ihracat için neler yapmalı?

 

Türk gıda ihracatçısı sürdürülebilir ihracat için neler yapmalı?

Brand Force Food & Consulting kurucusu ve Avrupa Türk Gıdacılar & Perakendeciler Platformu Koordinatörü Volkan Aydın, Türk gıda ihracatçısının Anuga-Covid-iklim değişikliği çercevesinde sürdürülebilir ihracat için gerekenleri aktardı
Köln Anuga Gıda Fuarı dünyanın en önemli fuarlarından bir tanesi olarak biliniyor. Türkiye gıda ihracatının önemli bir bölümünün Avrupa ve dünya ülkelerinde yerleşik Türk kökenli şirketler tarafından ithal edildiğini göz önünde bulundurduğumuz zaman çok daha önemli oluyor.   Bu sene fuarın sloganı „dönüşüm“ yani „sürdürülebir gıda dönüşümü“ydü. Pandemi, iklim şartlarından kaynaklı küresel tedarik zincirindeki sorunlar konferanslarda dile getirildi. Ağırlıklı olarak doğal, vegan, organik, donmuş ürünlerde çeşitlilik, protein kaynaklı ürünler, bölgesel kaynaklı sağlıklı ürünler ön plandaydı. Anuga Türk ihracatçıları için çok önemli bir fuar. Bunun nedeni, dünyadaki tüm yeniliklerin, rakiplerin, gıda trendlerinin çok iyi görülüp analiz edilebilmesi ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen alıcılar ile yüz yüze görüşme ve ürünleri tanıtma imkanı.   Çin ile yaşanan lojistik sorunlar ve konteyner fiyatlarındaki yükseklik birçok yabancı şirketin Türk gıda ürünlerine ilgi göstermesine neden oldu. Türkiye’ye ilginin ihracata dönüşmesi konusunda ciddi bir alt yapı çalışması yapılması gerekiyor. Yabancı şirketlerin istediği ürünlerin standart, kalite, sertifikalar, sürdürülebilirlik konularında eksikliklerinin bir an evvel giderilmesi gerekiyor. Sektörel birlikler, ihracatçı birlikleri, ihracat dernek ve vakıfları, ticaret odaları, eğitim ve yönlendirme çalışmaları ile ihracatçıları yabancı şirketleri ithalatlarının sürdürülebilir olması konusunda çözüm üretmeli.   İhracat için olmazsa olmazlar İhracat için tecrübeli ihracat yöneticileri, standart üretim, hedef pazar bilgisi, planlama, sistemli çalışma ve bütünsel düşünce olmazsa olmaz. Bütünsel düşüncenin olmadığı yerde iş geliştirme olmuyor. Sektörde değer zincirleri oluşturmak, daha verimli olmak için mutlaka ihracatın tüm paydaşları arasında ortak hareket etme kültürünün yayılması sağlanmalı.   Türkiye’nin sürdürülebilir ihracatının en büyük engeli planlama, ihracat stratejisi, ihracat vizyonu ve global ticaretin dinamiklerinin dikkate alınmaması olarak görülebilir. Türkiye ihracatı dünya pazarından çok daha fazla pay alması gerekiyor. Farklı bakış açıları geliştirerek yeni şeyler söylemek lazım. Var olanı iyileştirme, verimlilik standartlaşma, çeşitlilik üzerine ortak çalışmalar çok faydalı olacaktır.   Gıda ihracatında katma değerli ürünler Türk ihracatçısı katma değerli ürün konusuna konsantre olmalı. Bu anlamda markalaşma hedef ülkelerde lokalleşme ve farklı satış kanalları oluşturma nitelikli elemanlarla çalışma yapılmalı. Türk markaları hedef ülkelerde daha çok kendi markalarına yatırım yapmaları elzem.   Türk ihracatçısının sorunlarından biri de Türkiye’deki markaların hedef ülkelerde lokalleşmeden ve markaya yatırım yapmadan başarı beklemesi. Markaların hedef ülkelerde başarılı olması için Türkiye’de marka olana kadar yaptıkları tüm yatırımları ve reklam çalışmalarını hedef ülkelerde de yapması gerekiyor.   Lokalleşmeden, yatırım yapmadan hedef ülkelerde başarılı sonuç alınamaz Yatırım gücü az olan KOBİ şirketleri ortak hareket ederek hedef ülkelerde çok daha başarılı işler çıkarabilir. İhracatçı birlikleri, ticaret odaları ve dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türkler ile ortak projeler geliştirilmesi ve KOBİ’lerin desteklenmesi bu anlamda çok önemli.   Dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türklerin önemi Bugün dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türklerin geniş bir dağıtım ve satış ağının olduğunu görüyoruz. Zaten Türk gıda ihracatının önemli bir bölümünü onlar yapıyorlar. Buradaki eksiklik, Türk ihracatçı kurumlarının ve markaların bu kesimlerle iletişimde olmaması ve ortak hareket edecek projeler geliştirmemesi.   Aslında Türkiye’de gıda ihracatı içinde olan tüm kesimlerin dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türkleri ciddiye alması, ortak akıl çerçevesinde çalıştaylar organize ederek Türk ürünlerinin dünyaya daha çok ihraç edilmesi konusunda destek olması, kendilerine ve Türkiye ekonomisine çok faydalı olacaktır.   Türk ihracatının gıda alanında katma değerli şekilde çoğalarak sürdürülebilirliğini sağlamak istiyorsak, dünya Türkleri ile ortak hareket etmek birçok sorunu çözüme ulaştıracağı gibi çok daha fazlasını yapmak için yol açacaktır. Farklı alanlardaki güçlerin ortak hareket etmesi çok daha güçlü bir yapının ortaya çıkmasına ve daha verimli işler yapılmasına vesile olcaktır.   Ticaret odaları, ihracatçı birlikleri Satışın üretim yapılan ülkede değil, satış yapılması planlan ülkede başladığını düşünürsek, ticaret odaları ve ihracatçı birlikleri mutlaka dünyanın faklı ülkelerinde Türk ihracatçısını desteklemek, araştırma, ilişkileri geliştirme, hedef ülkelerdeki potansiyeli tespit etme, ülkelerin kurumları ve ithalacıları ile iyi ilişkiler geliştirmek amacıyla enstitüler kurmalı. İhracatı yüksek olan tüm ülkeler bu sistemle çalışıyor. İhracat kurumlarımızın çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanması, kalıcı, sürdürülebilir başarıyı elde etmesi için gerekli.  Dijital dönüşüm ihracat için olmazsa olmaz İhracatçı şirketlerin Covid-19 sonrası çok daha önemli hale gelen dijitalleşme konusunda da ciddi yatırımlar yaparak dünya ile iletişimini dijitalleşme üzerinden yapması, farklı satış kanallarına ulaşması açısından yararlı olacaktır.   Dijitale aktarılan her türlü bilginin bulunması, işlenmesi ve üstünde çalışılması çok daha kolay hale geliyor. Dijitaleşmenin her an her yerde verilere ulaşma imkanı tanıması ve özellikle operasyonel verimlilik, hızlılık, analiz yapabilme yetisi, kurumsal hafıza, sürdürülübilirlik, performans ölçümleri gibi şirkete farklı faydası vardır ama özellikle iletişimde olan faydasını önemsemek gerekli.   Son olarak gıdanın artık stratejik öneme sahip bir sektör olduğunun farkına varmak gerek. Gıda ile alakalı tüm alanların çok daha verimli, katma değerli olmasını sağlamalıyız. Gıdanın her alanında en iyisini yapmamız ve sürdürülebilirliğini sağlamamız, ülkemizin gelişmesine çok ciddi fayda sağlayacak. Özellikle kendi ülkemize has ürünlerin çeşitlendirilmesi, 12 ay boyunca satılmasını sağlayacak donuk ve kurutma teknolojilerine yatırım yapılması faydalı olacaktır.   Tüm zorluklara rağmen mazeret değil çıkış yolu aramalıyız. Çözüm var. Brand Force Food&Consulting Tel/Whatsapp: 0049 1773353502 Web: www.volkanaydin.com Mail: va@volkanaydin.com     Kaynak: Volkan Aydin
Brand Force Food & Consulting kurucusu ve Avrupa Türk Gıdacılar & Perakendeciler Platformu Koordinatörü Volkan Aydın, Türk gıda ihracatçısının Anuga-Covid-iklim değişikliği çercevesinde sürdürülebilir ihracat için gerekenleri aktardı

Köln Anuga Gıda Fuarı dünyanın en önemli fuarlarından bir tanesi olarak biliniyor. Türkiye gıda ihracatının önemli bir bölümünün Avrupa ve dünya ülkelerinde yerleşik Türk kökenli şirketler tarafından ithal edildiğini göz önünde bulundurduğumuz zaman çok daha önemli oluyor.


 
Bu sene fuarın sloganı „dönüşüm“ yani „sürdürülebir gıda dönüşümü“ydü. Pandemi, iklim şartlarından kaynaklı küresel tedarik zincirindeki sorunlar konferanslarda dile getirildi. Ağırlıklı olarak doğal, vegan, organik, donmuş ürünlerde çeşitlilik, protein kaynaklı ürünler, bölgesel kaynaklı sağlıklı ürünler ön plandaydı. Anuga Türk ihracatçıları için çok önemli bir fuar. Bunun nedeni, dünyadaki tüm yeniliklerin, rakiplerin, gıda trendlerinin çok iyi görülüp analiz edilebilmesi ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen alıcılar ile yüz yüze görüşme ve ürünleri tanıtma imkanı.


 
Çin ile yaşanan lojistik sorunlar ve konteyner fiyatlarındaki yükseklik birçok yabancı şirketin Türk gıda ürünlerine ilgi göstermesine neden oldu. Türkiye’ye ilginin ihracata dönüşmesi konusunda ciddi bir alt yapı çalışması yapılması gerekiyor. Yabancı şirketlerin istediği ürünlerin standart, kalite, sertifikalar, sürdürülebilirlik konularında eksikliklerinin bir an evvel giderilmesi gerekiyor. Sektörel birlikler, ihracatçı birlikleri, ihracat dernek ve vakıfları, ticaret odaları, eğitim ve yönlendirme çalışmaları ile ihracatçıları yabancı şirketleri ithalatlarının sürdürülebilir olması konusunda çözüm üretmeli.
 
İhracat için olmazsa olmazlar
İhracat için tecrübeli ihracat yöneticileri, standart üretim, hedef pazar bilgisi, planlama, sistemli çalışma ve bütünsel düşünce olmazsa olmaz. Bütünsel düşüncenin olmadığı yerde iş geliştirme olmuyor. Sektörde değer zincirleri oluşturmak, daha verimli olmak için mutlaka ihracatın tüm paydaşları arasında ortak hareket etme kültürünün yayılması sağlanmalı.
 
Türkiye’nin sürdürülebilir ihracatının en büyük engeli planlama, ihracat stratejisi, ihracat vizyonu ve global ticaretin dinamiklerinin dikkate alınmaması olarak görülebilir. Türkiye ihracatı dünya pazarından çok daha fazla pay alması gerekiyor. Farklı bakış açıları geliştirerek yeni şeyler söylemek lazım. Var olanı iyileştirme, verimlilik standartlaşma, çeşitlilik üzerine ortak çalışmalar çok faydalı olacaktır.
 
Gıda ihracatında katma değerli ürünler

Türk ihracatçısı katma değerli ürün konusuna konsantre olmalı. Bu anlamda markalaşma hedef ülkelerde lokalleşme ve farklı satış kanalları oluşturma nitelikli elemanlarla çalışma yapılmalı. Türk markaları hedef ülkelerde daha çok kendi markalarına yatırım yapmaları elzem.
 
Türk ihracatçısının sorunlarından biri de Türkiye’deki markaların hedef ülkelerde lokalleşmeden ve markaya yatırım yapmadan başarı beklemesi. Markaların hedef ülkelerde başarılı olması için Türkiye’de marka olana kadar yaptıkları tüm yatırımları ve reklam çalışmalarını hedef ülkelerde de yapması gerekiyor.
 
Lokalleşmeden, yatırım yapmadan hedef ülkelerde başarılı sonuç alınamaz
Yatırım gücü az olan KOBİ şirketleri ortak hareket ederek hedef ülkelerde çok daha başarılı işler çıkarabilir. İhracatçı birlikleri, ticaret odaları ve dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türkler ile ortak projeler geliştirilmesi ve KOBİ’lerin desteklenmesi bu anlamda çok önemli.
 
Dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türklerin önemi
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türklerin geniş bir dağıtım ve satış ağının olduğunu görüyoruz. Zaten Türk gıda ihracatının önemli bir bölümünü onlar yapıyorlar. Buradaki eksiklik, Türk ihracatçı kurumlarının ve markaların bu kesimlerle iletişimde olmaması ve ortak hareket edecek projeler geliştirmemesi.
 
Aslında Türkiye’de gıda ihracatı içinde olan tüm kesimlerin dünyanın farklı ülkelerinde gıda ticareti içinde olan Türkleri ciddiye alması, ortak akıl çerçevesinde çalıştaylar organize ederek Türk ürünlerinin dünyaya daha çok ihraç edilmesi konusunda destek olması, kendilerine ve Türkiye ekonomisine çok faydalı olacaktır.
 
Türk ihracatının gıda alanında katma değerli şekilde çoğalarak sürdürülebilirliğini sağlamak istiyorsak, dünya Türkleri ile ortak hareket etmek birçok sorunu çözüme ulaştıracağı gibi çok daha fazlasını yapmak için yol açacaktır. Farklı alanlardaki güçlerin ortak hareket etmesi çok daha güçlü bir yapının ortaya çıkmasına ve daha verimli işler yapılmasına vesile olcaktır.


 
Ticaret odaları, ihracatçı birlikleri
Satışın üretim yapılan ülkede değil, satış yapılması planlan ülkede başladığını düşünürsek, ticaret odaları ve ihracatçı birlikleri mutlaka dünyanın faklı ülkelerinde Türk ihracatçısını desteklemek, araştırma, ilişkileri geliştirme, hedef ülkelerdeki potansiyeli tespit etme, ülkelerin kurumları ve ithalacıları ile iyi ilişkiler geliştirmek amacıyla enstitüler kurmalı. İhracatı yüksek olan tüm ülkeler bu sistemle çalışıyor. İhracat kurumlarımızın çağın ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlanması, kalıcı, sürdürülebilir başarıyı elde etmesi için gerekli.


 Dijital dönüşüm ihracat için olmazsa olmaz
İhracatçı şirketlerin Covid-19 sonrası çok daha önemli hale gelen dijitalleşme konusunda da ciddi yatırımlar yaparak dünya ile iletişimini dijitalleşme üzerinden yapması, farklı satış kanallarına ulaşması açısından yararlı olacaktır.
 
Dijitale aktarılan her türlü bilginin bulunması, işlenmesi ve üstünde çalışılması çok daha kolay hale geliyor. Dijitaleşmenin her an her yerde verilere ulaşma imkanı tanıması ve özellikle operasyonel verimlilik, hızlılık, analiz yapabilme yetisi, kurumsal hafıza, sürdürülübilirlik, performans ölçümleri gibi şirkete farklı faydası vardır ama özellikle iletişimde olan faydasını önemsemek gerekli.
 
Son olarak gıdanın artık stratejik öneme sahip bir sektör olduğunun farkına varmak gerek. Gıda ile alakalı tüm alanların çok daha verimli, katma değerli olmasını sağlamalıyız. Gıdanın her alanında en iyisini yapmamız ve sürdürülebilirliğini sağlamamız, ülkemizin gelişmesine çok ciddi fayda sağlayacak. Özellikle kendi ülkemize has ürünlerin çeşitlendirilmesi, 12 ay boyunca satılmasını sağlayacak donuk ve kurutma teknolojilerine yatırım yapılması faydalı olacaktır.


 
Tüm zorluklara rağmen mazeret değil çıkış yolu aramalıyız. Çözüm var.

Brand Force Food&Consulting
Tel/Whatsapp: 0049 1773353502
Web: www.volkanaydin.com
Mail: va@volkanaydin.com

 

 

Kaynak: Volkan Aydin

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.